Trilye’de restore edilmeyen kiliseler yıkılmak üzere

Tarihi açıdan birçok medeniyetin yaşadığı Bursa’da bilinen varlıkların yanı sıra unutulmuş ve kendi haline bırakılmış yapılar yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Trilye bölgesinde özellikle kiliselerin harabe görüntüsü dikkat çekiyor. Sanat Tarihçisi Burak Can, kiliselerin acilen restore edilmesi gerektiği, aksi halde kültür varlıklarının yıkılabileceği uyarısında bulunuyor.

Osman Çaklı

BURSA – Milattan önce 700’lü yıllara dayanan tarihiyle Bursa, geçmişten günümüze birçok kültüre ev sahipliği yaptı. Roma ve Bizans medeniyetleri açısından stratejik öneme sahip olduğu bilinen kent, Osmanlı’nın da ilk başkentiydi. Bu nedenle kültür varlıkları açısından oldukça zengin bir konumda. Günümüzde en bilinen ve koruma altına alınan, “Bursa Surları, Hanlar bölgesi, Orhan Camii, (İznik Ayasofya’sı olarak da bilinir) Fatih Camii” (Hagios Stephanos Kilisesi olarak da biliniyor) gibi yapıların yanı sıra özellikle Mudanya’nın Trilye Mahallesi’nde kendi haline terk edilmiş muhtelif kültürlere ait yapılar var. Kültür varlıklarının mevcut durumlarıyla ilgili Mudanya bölgesinde çalışma yapan Sanat Tarihçileri Derneği (SATAD) yazarı Burak Can ile konuştuk.

Burak Can

‘TRİLYE’DE 7 KİLİSİDEN DÖRDÜ AYAKTA KALABİLDİ’

Mudanya’da Trilye denilince insanların ilk aklına zeytincilik gelir. Zaten Trilye olarak bilinen mahalle önceden beldeydi ve ana geçim kaynağı olan zeytincilikten adını alarak Zeytinbağı olarak da biliniyor. Burak Can ile dolaşmaya başladığımız Trilye’nin dar sokakları ve geleneksel Türk evleri mimarisinin bulunduğu mahallede, zaman ve mekân hissimiz güçlenirken insanlar tarafından sıcak karşılanıyoruz.
Orhangazi tarafından 14. yüzyılda fethedilen Trilye, o dönem Hristiyanların yaşadığı bölgelerdendi. Zamanında sayıları 7 olan kiliselerden bugün ayakta kalabilmiş 4 kültür varlığı bulunuyor. Trilye’de bilinen yıkılmış 3 manastır bulunurken, yerleşim yeri içerisinde kalan bugün 6 kültür varlığı bulunuyor. Bunlardan Taş Mektep, Mudanya Belediyesinin girişimiyle restore edilerek geleceğe taşınıyor.

‘KÜLTÜR VARLIKLARI ANADOLU’DA YAŞAMIŞ MEDENİYETLERİN İZLERİNİ YANSITIYOR’

Burak Can’a göre Trilye merkez içerisinde kalan iki kilise yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. İlk uğrak noktamız olan Kemerli Kilise önünde yapının durumunu anlatan Can, “Kemerli Kilise’nin 1300’le 1350 arasında yapıldığını düşünülüyor. Bu tarz yapıların, özellikle Kemerli Kilise ‘sinin Anadolu’da yaşamış medeniyetlerin izlerini yansıtması açısından önemli yer tutmaktadır. Kültür varlıklarına yalnızca dini açıdan bakılmaması gerekiyor. Bilindiği kadarıyla kapalı Yunan Haç planına sahip olan kilise, mimarı yapısı dışında da süsleme açısından oldukça önemli sembolleri bünyesinde barınıyor. 1924 mübadelesinden sonra kullanılmayan kilise, bakımsızlık nedeniyle yok olmaya yüz tuttu. Kemerli’nin asıl adı da Panagia Pantobaslissa Cemaat Kilisesi’dir” ifadelerini kullandı.

‘KEMERLİ KİLİSESİ ACİLEN RESTORE EDİLMELİ’

Birçok yerde olduğu gibi ücra köşede kalan yerlerdeki tarihi yapıların kendi haline terk edildiğini söyleyen Can, Kemerli Kilise ‘si ve diğer kiliselerin korunmayışı hakkında, “Gayrimüslimlerden kalma yapılar, Müslüman kültür yapılarına göre arka planda kalmıştır. Halbuki Osmanlı dönemi içerisinde bu tarz yapılar korunmuş ancak 1950’lerden sonra gayrimüslimleri temsil eden yapılara önem verilmedi” şeklinde konuştu. Can, Kemerli Kilise ‘sinin acilen koruma altına alınıp, özgünlüğüne uygun şekilde restore edilmesini söyleyerek, restore işlemi uygulanmazsa kültür varlığının en ufak bir depremde dahi yıkılabileceği uyarısında bulunuyor.

Kemerli Kilise

‘TAŞ MEKTEP RESTORE ÇALIŞMALARINDA DÜNDAR EVİ’NE ZARAR VERİLDİ’

Trilye’nin inişli çıkışlı sokaklarında ilerleyerek, daha önceden kilise olan başka bir yapı Dündar Evi’ne geliyoruz. Dündar Evi Trilye’de koruma altında olmayan, bir kişinin özel mülkiyetinde bulunan ve harabe halde olan yapılar arasında. Dündar Evi’nin durumuyla ilgili Can, “Mudanya Belediyesi tarafından restoresi sürdürülen Taş Mektep çalışmalarında Dündar Evi’ne zarar verilmiş. Dündar Evi her ne kadar âtıl durumda ve özel mülkiyet olsa da kamu kurumlarının çalışmalarında kültür varlıklarını koruması asli görevdir” dedi.

Dündar Evi

ROMA DÖNEMİ KALINTILARI OLAN DÜNDAR EVİ HARABE DURUMDA

Dündar Evi’nin tarihsel önemiyle ilgili Can, “Dündar Evi duvar örgüsü içerisinde devşirme malzemeleri kullanılmıştır. Bu malzemeler, farklı dönem özellikleri göstermekle birlikte, erken ve geç Roma dönemine ait kalıntıları barındırmaktadır. Yine Kemerli Kilise ‘sinde olan durum, Dündar Evi’nde de karşımıza çıkıyor. Yapı oldukça bakımsız halde yıkılmaya yüz tutmuş. Öte taraftan dış cephede belediye çalışmalarında tarihi öneme sahip yapıya boyalar sürülmüş ve zarar görmüş. Mudanya Belediyesinin restore çalışması yapması önemli ancak burada başka bir yapıya zarar verildiği de gözle görünüyor” diye konuştu.

Kültürel mirasın olduğu yerde yapıların korunması elzemdir diyen Can, şunları ekledi: “Kültür varlıklarına sahip çıkmak, onları yaşatmak geçmişle gelecek arasında bağ oluşturmaya katkı sunar. Bu nedenle aslında yalnızca bahsi geçen bu iki yapı değil, Trilye bölgesinde geçmişe ışık tutmak adına kazı çalışmalarının yapılması gerekiyor”

https://www.gazeteduvar.com.tr/chpnin-sorularina-yanit-vermeyen-ak-partili-baskan-ozdemir-evet-ben-despotum-haber-1512729

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *