Erzrum, Karin, Karno kağak (Karin şehri), Teodupolis, Teodosupolis, Arzırum, Erzurum. Batı Ermenistan’da, Erzrum Ovası’nın güneydoğu kısmında, Yeprat (Fırat) ve Yeraskh (Aras) nehirleri kaynakları civarında, Aydspıtkunk zirvesinin yaklaşık 4 km. kuzeydoğusunda bulunan şehir. Erzrum Vilayeti’nin idari merkezi.
Erzrum’un Karin isminin etnik kökenden geldiği tahmin edilmektedir.
IV. yüzyılda dahi büyük nüfusa sahip bir şehir (Karin bölgesinin merkezi olmuştu) olarak belirtilmekteydi. Ermenistan’ın 387 yılındaki bölünmesinden sonra Bizans egemenliğine girmiş, 421 yılında imar edilip güçlendirilmiş olan Karin, Teodosupolis (Bizans imparatoru II. Teodus’a ithafen) olarak adlandırılmıştır. 603 yılında şehri işgal eden Persler, Ermeni sakinlerin bir kısmını zorla Hamadan’a sürmüşler, 628 yılındaki Pers-Bizans barış antlaşmasıyla şehir tekrar Bizans’a kalmıştır.
VIII.-IX. yüzyılda Teodosupolis, Araplar tarafından işgal edilmiş, IX. yüzyıl sonunda Bağratuni Ermeni krallığına bağlı Arap emirliklerine, 950 yılında ise Bizans’a ait olmuştur. Selçuklular 1049 yılında Ermenistan’ın Ardsın şehrini yıktıklarında, bu şehrin sakinleri Teodosupolis’e göç etmiş ve şehrin adını Ardsın (Arapça-Arzın Ar Rum, Roma Ardsın’ı) olarak değiştirmişlerdi. Buradan da Arzırum, Erzrum isim şekilleri ortaya çıkmıştır.
Manazkert (Malazgirt) savaşından (1071) sonra Erzrum’u işgal eden Selçuklular, şehri, aynı isimle anılan sultanlığın merkezine dönüştürdüler. Moğollar 1242 yılında Erzrum’u talan edip ateşe verir ve halkın bir kısmını kılıçtan geçirir, büyük kısmını ise esir pazarlarında satarlar. Bundan sonra da Erzrum, farklı istilacıların saldırılarına maruz kalır.
Erzrum, 1473 yılında Osmanlılar tarafından işgal edilir. XVI. yüzyılın ilk yarısında şehir Osmanlı Sultanlığı’ndaki Erzrum Vilayeti’nin veya Ermenistan Eyaleti’nin idari merkezi olmuştur. XVII. yüzyılda o denli önemli bir ticaret ve zanaat merkeziydi ki İngiltere 1690 yılında şehre özel ticari temsilci atamıştı. Doğudan Avrupa’ya uzanan başlıca ticaret yollarından biri Erzrum’dan geçmekteydi. XIX. yüzyıl başında Erzrum’un 3 bin dükkânlarının yarısından fazlası, yaklaşık 30 bin kişilik Ermeni toplumuna aitti.
Rus ordusu 27 Haziran 1829’da Ermenilerin fiili katılımıyla Erzrum’u ele geçirmiş, fakat Adrianapolis (Edirne) barış antlaşması sonucunda (1829) şehri tekrar Osmanlı’ya geri vermiştir.
1830 yazında Erzrum’un 20 bin, farklı kaynaklara göre 100 bin Ermeni’si, şehri terk eden Rus ordusuyla birlikte, Karapet başepiskopos önderliğinde göç ederek, Rusya’nın elinde olan Akhaltskha (Ahıska), Akhalkalak (Ahalkalak) ve kısmen de Aleksandrapol (Gümrü), Tiflis ile çevre bölgelere yerleşmişlerdir. Bu insanların bir kısmı XIX. yüzyılın 30’lu yıllarının başında Erzrum’a geri dönmüştür. Şehri terk edenlerin evlerine Batı Ermenistan’ın farklı kesimlerinden gelen Ermeniler ve Müslümanlar yerleşmişlerdir. Şehir, 1859 yılındaki depremden büyük oranda zarar görmüştür.
10 Şubat 1879’da Erzrum’daki Osmanlı kuvvetleri General Loris-Melikov komutasında şehri kuşatmış olan Rus ordusuna teslim olmuşlar, fakat Berlin Kongresi (1878) kararıyla şehir tekrar Osmanlıya terk edilmiştir. Osmanlı ve Rus yönetimlerinin engellemeleri sonucunda Erzrum ve çevresindeki Ermenilerin yeni bir göçü engellenmiş, sadece birkaç yüz aile Doğu Ermenistan’a geçebilmiştir.
Erzrum, 1877–78 Rus-Osmanlı savaşından sonra Ermeni milli kurtuluş hareketi merkezine dönüşmüştür.
“Paştpan Hayrenyats” (Vatan Koruması) kurtuluş teşkilatı 1881 yılında burada kurulmuştu. Erzrum, XIX.-XX. yüzyılları arasında, Ermeni kültürünün en önemli merkezlerinden biri durumundaydı.
Eski Erzrum üç tepe üzerinde kurulu olup, çifte surlu dış mahallelere bağlı 4 kapılı (kuzeyde Gürcü, doğuda Tavriz/Tebriz, güneyde Yeni, batıda Yerzınka/Erzincan) bir kaleye (iç kale) sahipti. Abdul Rahman Paşa’nın emriyle 1801 yılında Yerzınka kapısı ve diğer kapılardaki muhteşem haçtaşlar ile Ermenice veya Rumca yazıtlı abidelerin bir kısmı yok edilmiştir. En eski Ermeni mahalleleri, taş kaplı yolları, dar sokaklı ve genelde iki katlı, taştan veya tuğladan evlerle donatılmıştı. XVII. yüzyılda çan kulesinin yerine yapılmış olan Surb Astvadsadsin kilisesi (aşağı kilise) ünlü Ermeni mimari anıtlarındandı. VII. yüzyıldan kalma Miaban Astvadsadsin kilisesi vardı.
Ermeni Katoliklerin Surb Mariam kilisesi XVIII. yüzyılda inşa edilmişti.
Surb Stepanos kilisesinin temelleri üzerinde Nümune Kâpen camisinin inşa edilmesi gibi, şehirdeki onlarca Ermeni kilisesi camiye çevrilmiştir.
Erzrum Ovası’nın, Basen’in (Pasinler), Tortom’un (Tortum), Sper’in (İspir), Baberd’in (Bayburt) ve çevre bölgelerin Ermeni kiliseleri, şehirdeki Ermeni kiliselerinin yakınında bulunan Karin episkoposluğunun yönetimi altındaydı.
Dini önderlikte bulunan yüzlerce elyazması, 1830 yılında Akhaltskha Surb Pırgiç kilisesine devredilmiş olmasına rağmen Erzrum’da yine de çok sayıda Ermenice elyazması (1878 yılında, sadece dini okulun kütüphanesinde 80 değerli elyazması saklanıyordu) bulunmaktaydı.
Karapet başepiskopos Bagratuni, 1811 yılında Surb Astvadsadsin kilisesine bağlı olarak Kentronakan (merkez) Karapetyan okulunu kurmuş, bu okul daha sonra Ardsınyan okuluna dönüşmüştür. 1870 yılında Hıripsimyan kız okulu ve Ter-Azatyan Okulu, 1889’da Mısıryan, daha sonra da Gavafyan ve Ağabalyan okulları kurulmuştu.
Sanasaryan Okulu, önemli bir eğitim kurumuydu. Ermeni Katolikler ve Protestanların da kendi okulları bulunmaktaydı. Şehirde ana okullar da açılmıştı. 1909 yılında Erzrumda yaklaşık 2200 Ermeni öğrenci eğitim görmekteydi. 1909 yılında “Paros”, 1909–14 yıllarında “Harac” haftalık dergileri yayınlanmakta, tiyatro, eğitim ve hayır kurumları işlemekteydi.
XIX. yüzyıl başında sayıları 30 bin olan Erzrum Ermenileri, 1914’te 15 bin kalmıştı. 1895–96 Abdülhamit kırımlarında, Erzrum’da 700’ün üzerinde Ermeni katledilmiştir. Soykırımın ilk saldırıları 23 Haziran 1915’te başlamıştır. 7 Temmuzda tehcir başlamış ve Erzrum ile komşu köylerden 19 bin Ermeni Dercan (Tercan)-Yerzınka’ya sürülüp yok edilmişler, sadece 11 kişi hayatta kalmıştır. Rus orduları,1916 Şubatında, Ermeni gönüllü birlikleri desteğinde Erzrum’u ele geçirdiklerinde şehirde ve Erzrum Ovası’nın köylerinde sadece birkaç yüz Ermeni kalmıştı. Cephenin dağılmasından faydalanan 25 bin kişilik Osmanlı ordusu 26 Şubat 1918’de Erzrum’u işgal etmiştir. Küçük bir birlikle şehri savunmaya çalışan General Andranik, kurtulabilen Erzrumlu Ermenileri Doğu Ermenistan’a sevk etmiştir. Diasporada Erzrumlular hemşerilik ve hayır dernekleri kurulmuştur. 1930 yılında Erzrum’da yaklaşık 250 Ermeni yaşamaktaydı.
Günümüzde Erzrum, aynı isimle anılan ilin idari merkezidir ve 190 bin nüfusa (1980) sahiptir. Gıda, metalürji ve hafif sanayi fakülteleri vardır.
Küçük Ermeni Ansiklopedisi, II. cilt, Yerevan, 1995.
Leave a Reply