Sıvaz, Sebastia, Diopolis, Diospolis, Kabira, Kapira, Megapolis, Meğapolis, Sabastia, Savast, Sebast, Sebastatsvots Kağak, Sebaste, Sebastia, Sevaz, Sevas, Sevast, Sevasta, Sevastia, Sevasto, Sırvaz, Sivas, Sıvas, Suaz, Suvaz, Trisupolis, Ogostos, Ogostosakan. Küçük Hayk’ta, Alis Nehri’nin yukarı kısmının sağ kıyısında, Maragum Dağı eteğinde yayılmış olan geniş ovada kurulu ve 1348 m. rakımı olan şehir. Konumu güzel, iklimi karasal, kışın çok soğuk ve yazın sıcaktır. Bu yüzden de sıtma ve ciğer hastalıkları çok yaygındır. İçme ve sulama suyunun bol olmasına rağmen şehrin bitki örtüsü fakirdir. Şehirde ve çevresinde geniş yapraklı söğütler ve kavaklar yetişmektedir.
Toprak verimli ve bereketlidir ve özellikle tahıl yetiştirmeye uygundur. Astğik Deresi şehrin içinden geçmekte (alt akıntısı Murtar olarak anılmaktadır) ve şehrin tüm pis suları buraya dökülmektedir. Bırgıniki Cur ve Kaputik Dereleri de şehrin içinden geçmekte ve anılan derelerin taşkınları şehre zarar vermektedir. Sebastia göleti de Sivas yakınlarında bulunmaktadır. Nehirler üzerinde kurulu birkaç taş köprü bulunmaktadır. Bunlardan biri 15 gözlüdür. Bu köprü, kayıtlara göre Vaspurakan Ermeni kralı Senekerim’in kızı Şuşanik tarafından XI. yüzyılda inşa ettirilmiştir. Şehir ve çevresinde maden suyu kaynakları, kum, alçı ve mermer yatakları vardır. Sivas dolaylarında, Yukarı ve Aşağı Kale adıyla iki kale kalıntısı vardır. Birincisi taştan yapılmıştır ve bir tepe üzerinde kuruludur. XIX. yüzyıl sonlarında burada 40–50 hane Ermeni ve Türk yaşamaktaydı. Aşağı Kale dağın eteklerindedir ve yaklaşık 150 hane Türk nüfusa sahipti.
Sivas nüfusuyla ilgili veriler kesin ve tam değildir. Eskiden 12000 olduğu söylenmektedir, XIX.-XX. yüzyıllarda ise 60000–90000 nüfusa sahip olmuştur. Bu sayının yarısı Ermeniler, kalanı ise Türkler ve az sayıda Rumlardan oluşmaktaydı. Rumlar, Büyük ve Küçük Belgiler, Bezirgân tarlası, Hoğdar, Paşa bahçesi, Paruyr’un tarlası, Kosedara, Davranbahir, Kayseri Kapı, Hasanlı Kara Toprakları ve diğer mahalleler ve sokaklarda yaşamaktaydı. Ermeniler ticaret, tahıl ile tütün ekimi ve hayvancılıkla uğraşmaktaydı. En yaygın zanaat dalları halıcılık, dokumacılık ve kürkçülüktü. Zanaatkârların büyük bir kısmı Ermeni’ydi. Atölyeler ve dükkânlar şehrin çarşı ve meydanlarında kümelenmişti. Sivas’ın mimari yapılarından Karasun Mankants Manastırı, Surb (Aziz) Astvadsadsin, Surb Sargis, Surb Nışan, Surb Grigor Lusavoriç, Surb Pırkiç, Surb Minas, Surb Vılas (Ermeni Katolik) kiliseleri, kiliseden çevirme birkaç cami ve daha sonraları Türkler tarafından camiye çevrilen Surb Yeranos kilisesini sayabiliriz. XIX. yüzyıl sonu, XX. yüzyıl başlarında Aramyan, Torgomyan, Mıkhitaryan, Nersisyan, Sahakyan okulları ve İsveç, Amerikan ve Fransız okulları vardı. 1915’e kadar Ermeni Milli Hastanesi, Fakirler kolu, yetimhane, çocuk bahçesi ve Senekerimyan, Andznıver, Lusaber kültür kuruluşları, 1870 yılından itibaren bir de tiyatro grubu çalışmaktaydı.
Apostolik Ermenilerin 10 erkek, 3 kız, Protestanların 7 erkek, 1 kız okulu vardı. Sivas’ta, “Andranik” (1909–12), “Hoğdar” (1910–14) ve daha başka süreli yayınlar yayınlanmaktaydı.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında tüm Batı Ermenistan’da olduğu gibi Sivas Ermenilerinin durumu da kötüleşti. 1895 katliamlarında şehirde 1500’ün üzerinde Ermeni öldürüldü, mal varlıkları talan edildi, evleri ve dükkânları yakıp yıkıldı. 25 Haziran 1915’te ise şehirde yaşayan tüm Ermeniler tehcir edilip Der-Zor çöllerine sürüldü. Der-Zor’dan çok az kişi geri dönebildi. 1918’den sonra sağdan-soldan toplanan 1500 kadar Sebastialı tekrar şehirlerine döndüler. Bu sayı daha sonraları üçe katlanmasına rağmen hayat güvenceleri bulunmadığından birçokları gibi Sivas Ermenileri de 1920’li yıllarda Sovyet Ermenistanı’na göç ettiler ve Yerevan yakınlarında kurulan Yeni Sebastia mahallesine (günümüzde Yerevan’ın içinde) yerleştiler. Günümüzde Sivas İli’nin merkezi olan 150000 nüfuslu Sivas’ta çok az sayıda Ermeni yaşamaktadır.
Sivas’ın kuruluşunun tam tarihi bilinmemektedir. M.Ö. 100–150 yıllarında Kabira (yeraltı tanrılarının Kabira adından gelmektedir) anılan kutsal bir mekân olarak var olduğu tahmin edilmektedir. Eski Sivas,, günümüz şehrinden 6-8 km. doğuda, Gabraz Nehri dolaylarında bulunmaktaydı. Sivas, Pontos (Pontus) kralı VI. Mihırdat Yevpator zamanında (M.Ö. 111–63) yeniden kurulmuş, 66 yılında Roma komutanı Pompeos tarafından ele geçirilerek Diopolis olarak adlandırılmıştır. M.Ö. 30’lu yıllarda Roma müttefiki I. Polemon’a verilmiş, eşi Pütodoros zamanında, Augustus veya Ogostosavan adıyla krallık mekânına dönüştürülmüş, imparator Diokletianos (284–305) zamanında Küçük Hayk’ın, 335’te Birinci Hayk’ın, 536’dan sonra ise İkinci Hayk’ın başşehri olmuştur. Sivas, VII. yüzyıl başından itibaren Ermeni kilisesinin bölge merkezi olmuştur. Sivas, 1021 yılında Bizans tarafından Ermeni Vaspurakan kralı Senekerim’e verildiğinde binlerce Ermeni Vaspurakan bölgesinden göçerek Sivas ve dolaylarına yerleşmiştir. O zamandan sonra şehir ekonomik ve kültürel alanda yükselme yaşamış, fakat maalesef bu durum uzun sürmemiştir. 1060’lı yıllarda şehir Selçuklular tarafından işgal edilmiş, 1240 yılında ise Moğolların eline geçmiştir. Ermeniler için zor zamanlar başlamış, 1400 yılında 15 günlük bir kuşatma sonunda Lenktimur’un çapulcuları şehri ele geçirmiş, 4000 Ermeni’yi diri-diri gömmüş, sayısız konut ve kilise yıkmışlardır. 1413 yılında Sivas, Osmanlılar tarafından işgal edilmiş, daha sonraları ise Sivas devamlı olarak, beraberinde salgın hastalıklar, kıtlık ve yıkımın geldiği Osmanlı-Pers yıkıcı savaşlarından zarar görmüştür. İlk olarak Ermeni’ler egemenlerin acımasız baskılarından kurtulmayı denemişlerdir. 1562 yılında katolikos (Ermeni kilisesinin dini önderi) I. Mikayel Sebastatsi (1562-1576) tarafından Sivas’ta tertiplenen gizli toplantı sonucunda, yardım için Avrupa devletlerine ve Papa’ya başvurma kararı alınır. Toplantıya 30 yüksek rütbeli din adamı, tüccarlar ve zanaatkârlar katılmaktaydı. Sivas şehri XIX.-XX. yüzyıl arasında Sebastia Vilayeti ve sancağının merkezi olmuştur. Sivas, erken ortaçağ döneminden başlayarak Ermenilerin kültürel, dini ve toplumsal hayatlarında önemli rol oynamıştır. 405–425 yılları arasında Attikos Sebastatsi, Konstantinopel patriği olmuştur. Ermeni katolikosu I. Petros Getadardz (1019–1058), hayatının son günlerini burada geçirmiştir.
1066 yılında, rahip Pilipos ile oğulları Sahak ve Stepanos Sivas’ta ders vermekteydi. Ünlü fedai Sebastatsi Murat, 1908–10 yıllarında Sivas ve çevresinde okul açma konusunda büyük işler gerçekleştirmiştir. Bu yıllarda yazar Daniel Varujan da Sivas’ta öğretmen olarak görev yapmaktaydı. İtalya’da, Surb Ğazar adasındaki Ermeni Katoliklere ait olan dini birliğin kurucusu Mıkhitar Sebastatsi (1676–1749), Amerikalı Ermeni edebiyatçı Martiros Ananikyan (1875–1924), Amerikan işçi hareketi önderlerinden Aram Zardaryan (1876), oyuncu, rejisör Tırdat Nışanyan (1892–1962), kemancı, besteci Hırant Kılıçyan (1896), oyuncu Artaşes Kımbetyan (1900), Sovyet sinema operatörü, Ermeni Garegin Aramyan (1908), ressam Yervand Amatuni (1902–1968), edebiyatçı Paruyr Asatur (1882), oyuncu Karapet Ardsrunyan (1907), ressam Yervand Aryan (1894–1931), eğitimci Grigor Kirakosyan (1888), ressam Riçar Jeranyan (1921), Doktor N. Tağavaryan, dramaturg Z. Pıtukyan ve daha birçokları Sivas doğumludur.XII.-XVII. yüzyıllarında yazılmış olan ve günümüze kadar ulaşabilmiş birçok elyazması Sivas’ta yazılmıştır.
Leave a Reply