Gayrimüslim

Gündüz Vassaf

Kendimize ırkçı demeyiz.

Farkında olmadan ırkçı oluruz.

Yaşım 15. ABD’de New Hampshire eyaletinde oturuyorum. Boston’dan Concord’daki evimize gitmek için otobüse bineceğim. Önümde aynı otobüse binmek için bekleyen, günümüzün deyişiyle ‘Afro-Amerikalı’. Hafifçe omzuna dokundum. Yandaki otobüsü gösterip “New York otobüsü orada” dedim.

O yıllarda, New Hampshire’da, hepimizin tanıdığı tek bir siyahi aile yaşıyordu.

Norveç’te, İslam’a kucak açıyor diye suçladığı hükümetini cezalandırmak için çocukları katleden adamın, Hrant Dink’i öldüren ve öldürtenlerin ırkçı eylemleri, ırkçılığın içselleştirilmiş ifade biçimleriyle yüzleşebilmemiz karşısında engel.

Fiziki şiddete dayalı ırkçılık buzulun su üstünde görülen kısmı.

Kişilere yakıştırdığımız dışlayıcı aitlikler içimizdeki ırkçılığın ifadesi.

Günlük dilimize bakılırsa bence Türkiye’de yaşayan nüfusun yüzde 99’u, farkında olmadan, ırkçı.

Acaba tanıdıklarımızdan tek bir kişi var mıdır ‘gâvur’ kelimesini kullanmamış olan? Soframızda, Meclisimizde azınlıklar diye adlandırdıklarımız olunca da içselleştirdiğimiz ırkçılığı örtbas ederek, nazikleştiğimizi zannederek ‘gayrimüslim’ diyen biz değil miyiz? Hiç başkalarının, kendi dinlerinden olmayanlar için ‘gayrihıristiyan’, ‘gayribudist’, ‘gayrihindu’ kullandığı duyulmuş mudur? (Benzeri bir tek Yahudilerde var, ‘Goyem’.) Türkiyeli politikacılar, sık kullandıkları ‘gayrimüslim vatandaşlar’ deyiminin, bir gün Türkiye Avrupa Birliği’ne girecek olsa ırkçılık suçu sayılacağını biliyorlar mı?

Günlük dilimizde gelişigüzel kullandığımız kimi kelimeler, askerin siperden kimi öldürdüğünü bilmeden sıktığı kurşunlar gibi.

Hatırlatmak babında Vikipedi’de gayrimüslim maddesinden bir alıntı:

Osmanlı devletinin geleneksel düzeninde gayrimüslim toplulukları millet-i mahkûme (egemenlik altına alınan millet) veya zimmi (zimmet altında bulunan) olarak adlandırılırdı. Fetih sonucunda İslam egemenliği altına giren bu toplumların askerlik yapması ve kamu yönetimine katılması (birtakım marjinal istisnalarla) yasaktı. Sadece gayrimüslimlerin ödediği iki İslami vergi olan haraç ve cizye, Osmanlı maliyesinin en önemli gelir kaynakları arasında idi… Günümüzde bazı Yargıtay kararlarında gayrimüslim TC vatandaşları ‘yabancı’ olarak sınıflandırılarak mülk edinme ve örgütlenme haklarına sınırlamalar getirilmiştir.

Müslüman olmayanlara karşı üstünlüğümüzü vurguladığımızın farkında olmadan kullandığımız bir kelime de ‘hoşgörü’. Sesi bile kulağımıza güzel geliyor.

Kimi ‘hoş görürüz’? Mesela, daha iyisini bilmedikleri, ‘terbiye’ olmadıkları için aşağıdaki ifadede yer aldığı şekilde çocukları: “Hoş gör babası. Bilerek yapmadı çocukçağız.” Aynı şekilde, saksıyı devirdiğinde, gürültüsüyle konu komşuyu uyandırdığında, evlerimizde beslediğimiz hayvanlarımız, kediler, köpekler de hoş görülür. Ve de içselleştirdiğimiz ırkçılığın farkında olmadan övünürüz “Azınlıklara karşı hoşgörülüyüz” diye. Yetmiyormuş gibi, yabancı birisi, bizler gibi Türkçe konuşup üstüne rakı da içince, ona “Sen bizdensin” diye iltifat ettiğimizi sanırken kültürünü ötekileştirip dışladığımızı göstermiyor muyuz?

“Gayrimüslimlere hoşgörülüyüz” nakaratında kullandığımız kelimeleri tarihin çöplüğüne atmaya başlayınca içimizdeki ırkçılıktan özgürleşmenin yolunu açmış olacağız.

http://www.yesilgazete.org/blog/2012/07/01/gayrimuslim-gunduz-vassaf/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *