1915’te Hazari ve Miadun köylerinde neler oldu?

Hazari’ye de iki ay önceden bekçi askerler konulmuş ve bunun gerekçesi “muhtemel Kürt saldırılarına karşı köyü savunmak” şeklinde açıklanmış. Köylülerin bu gerekçeden şüphe etmemeleri için geceleri köyün gençlerinden de bekçi çıkartılması sağlanmış.

Bir gün Ömer Çavuş bir kaç jandarma ile Hazari’ye gelir ve bekçi askerlerin de katılımıyla Ermeni evlerini arayıp erkekleri toplamaya başlarlar. Adovm Atamyan ile Apo asker kaçakları olarak tandır içinde saklanırlar. Adovm’un annesi Nazlu durumu araştırmaya gider ve endişe verici haberler getirir. O gün Adovm’un babası Garabet Atamyan dâhil 8 kişi tutuklanıp götürülür. Bir kısım erkekler de kaçmış olduğundan köyde kalan kadın ve çocuklar yakındaki ormanlık alanda saklanır. Bir grubun saklandığı yer çocuk ağlamasıyla keşfedilir ve yakalanırlar. Pazapon’dan Hazari’ye kaçmış olan bazı kadınlar da bu grup içinde bulunur. Bunlar daha sonra şehirde Cırik Tağ’ın mahalle polisi Abdül Sement aracılığıyla (onun Ermenilerden çok yardım görmüş olması sayesinde) kurtulurlar.

Atamyan Satenik anlatıyordu ki, erkeklerin gitmesinden sonra kadınlar dağınık şekilde bir haftadan fazla ormanda kalmış. Jandarmalar köyde kalan bir kaç aileyi af çıktığı haberiyle kandırmış ve onların ormanda saklananları çağırmaları üzerine bir kısmı gelmiş ve yakalanmış.

Dağılanlar tek yada toplu halde Akarak köyüne doğru yol alır. Yolda birbirini bulan kadınlar ve erkekler de olur. Bir yerde Kürtler 11 kişilik bir kadın grubunu çevirir. Xanbekyan Nazlu’nun üzerinde bulunan altınları alır ve serbest bırakırlar.

Hazari halkı henüz uzaklaşmışken Goçoli’nin Türkleri köye gelir ve evleri yıkmaya başlar. Bazılar ise taşınıp buraya yerleşirler.

Miadun’da gerçi önceden asker beklememiş, fakat Garmıri’nin askerleri sık sık gelip kaçakları ararmış. Kırıp dökme ve talan etme yanında köyü yakmakla tehdit de etmişler. Burada aranan asker kaçakları Amele Taburu içindeyken izinle eve gelmiş ve geri dönmemişler. Nihayet Orçexli Kürt Süleyman kaçakların Halep’e ulaştıkları ve oradan mektup gönderdiklerini söyleyerek Garmıri’nin askerlerini kandırır. Böylece Miadunlular rahat bir nefes alır.

Miadun sakinleri sürgüne çıkarılmadan önce karşıda Karasu kenarındaki köylerin yaşadığı baskınlardan gelen gürültü ve çığlıkları duyar, fakat ne olup bittiğini tasavvur edemezler. Bir sabah güneş doğmadan jandarmalar köyü kuşatır. Yetişkin erkekleri toplayıp Karasu kenarına götürür ve orada katlederler. Bunu köyün talanı izler. Kadın-çocuk kalan halk bahçelere dağılır. Bir kısmı Garmıri’ye kaçar ve oradakilerle beraber sürgün edilir. Kalanları bahçelerden derelerden toplayıp kayıkla Ançırti’ye getirir ve orada bulunan Çemişgezek sürgün kafilesine katarlar.

Nüfusu uzaklaştırıldıktan sonra, Hazari gibi Miadun’u da komşu köylerin Türkleri yıkmaya başlar. Saklı altınları bulmak için evlerin içini dışını kazarlar. Kilise ile okulu yerle bir ederler.

Kaçaklar bir hafta köyden haber alamaz. Sonra komşu köylerin çobanlarından olup biteni duymaları üzerine Dersim’e sığınmayı tercih ederler. Mamsa ve Hazari çevresinden geçerken köylerinin yıkılmasına tanıklık ederler. Yolda Kürtlere çoban olmuş Ermeniler görürler. Onlara Xıdo’nun evini sorarlar. Ermeniler bilmediğinden bir Kürt onlara refakat eder, fakat yolda silah tehdidiyle onları soyar ve ortada bırakıp gider. Sonunda kendi yollarını kendileri doğrultur ve onlar da Kürtlere çobanlık ederek bir süre Dersim köylerinde kalırlar.

http://www.aykiridogrular.com/haber-1102-1915te-Hazari-ve-Miadun-koylerinde-neler-oldu.html

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *